Hava birdenbire on derece düşmüştü. Dünkü havanın bugünkü soğukla ilgisi yoktu. Pencereden bakarken kar yağdığını hayal etti Aylin. Karı ne kadar çok severdi. Pamuk gibi yağışını izlemek onu mutlu ederdi. Şehrin manzarasının değişmesi hoşuna giderdi. O anlarda evde kalmak da ayrı bir keyifti. Hayatın koşuşturmasına kısa bir ara vermek iyi gelirdi.
Sokakta insanlar kalın giysilerle yürüyordu. Omuzları yukarı kalkmıştı. Aylin evde olmanın verdiği sevinçle elinde kahvesi dışarıya bakıyordu. Kar yağmıyordu ama onun zihninde çok keyifli bir kar manzarası vardı. Kar taneleri üst üste düşüp birikiyor ve tabaka oluşturuyordu. Her yer beyaza bürünüyordu. Kar taneleri ortak bir çalışma içindeydi.
Arka odada annesi televizyonu açınca irkildi. Elinde tuttuğu kar küresi kırılmış gibi hissetti.
Zihni yeni bir görüntü getirdi. Dün okulda kırılan misket kavanozu gözünün önüne geldi. Öğrencilerini hatırladı. Aylin bir okulda öğretmenlik yapıyordu ve işini çok seviyordu. Çocukların gelişimini gözlemlemek, onlara yeni şeyler öğretmek ve hayata hazırlamak ona çok değerli geliyordu. Ona göre bir öğretmenin görevi çocukları akademik olarak başarılı yapmaktan çok daha fazlasıydı. Etrafta çok okumuş, hem kendisi hem de çevresi mutsuz insanlar vardı. Aynı masanın etrafında oturduğu halde aile olamayanlar, aynı iş yerinde çalıştığı halde takım olamayanlar vardı. Mesele misketlerin yere saçılması değildi. Asıl mesele bu çocukların takım olmayı öğrenememiş olmasıydı. Bir hedef etrafında birleşmeyi henüz başaramamışlardı.
Küçücük anlaşmazlıklarda birbirlerini suçluyorlardı. Şikayet ediyorlardı. Sınıfta birlikte üretmek yerine herkes kendi istediğini yapmak istiyordu. Ortak noktada buluşamıyorlardı. Sürekli bir itişme yaşanıyordu. Büyüdükleri zaman da aynı şey olmayacak mıydı?
İnsan ortak hedefi olan kişilerle birleşebildiğinde takım olur ve çok daha hızlı hareket edebilirdi.
Tek başına hareket edip başkalarına takıldığında yorulur, yeri gelir erinirdi. Farklı yönde olana gözü takılıp onu izlerse vay haline! Kendi hedefine olan konsantrasyonu bozulur, dikkati dağılır, pasifleşir ve hayatında yapması gerekenleri yapamaz hale gelirdi
Diğer taraftan, kendisi ile aynı yönde olanlarla birleştiğinde ve onları izlediğinde kazancı büyük olurdu. Onlara bakar, heveslenir, “Ben de şunu yapayım.”, “Ben de şöyle yapayım.”, “Ben de öğreneyim.”, “Ben de destek olayım.” derdi. Böylece hayatına ve hedeflerine daha fazla sahip çıkar, hareketini arttırabilirdi. Bu yoldaşlık onun gücüne güç katardı.
Aylin onlara takım olmanın ne kadar kıymetli olduğunu göstermeye kararlıydı. “Yarına kadar nasıl sabredeceğim?” diye düşündü. Kahvesinden bir yudum daha aldı.
İlk derste çocukları bahçeye çıkardı. Bahçenin köşesinde, basket sahasının yanında bir bank vardı. Önce bir öğrenciye bankı kaldırıp gösterdiği yere taşımasını istedi. Öğrenci denedi. “Hocam, olmuyor.” dedi. Aylin üç öğrenciyi daha görevlendirdi. Dördü bankı kolaylıkla kaldırdı ve yerini değiştirdi. Tüm sınıf onları izlerken Aylin sordu: “Bu bankı neden taşıdık sabah sabah?“.
Herkesin bir cevabı vardı. Konu bank taşımak olunca çoğunun cevabı da doğruydu. “Bir elin nesi var, iki elin sesi var, hocaam!”
Hayatta birleşmemiz gereken çok konu bulunur.
Aylin sorusunu sürdürdü:
“Sizce bir insan bir işi tek başına mı daha kolay yapar? Yanındakilerle birleştiğinde mi daha rahat ilerler?”
Ardından konuşmasını sürdürdü:
“Hayatta birbirimize destek verdiğimizde işler kolaylaşır. Aynı hedefe gidenlerle birleştiğimizde hız artar. Kar taneleri bir araya gelince tabaka oluşturur. O bembeyaz manzaranın keyfini çıkarırız. Kartopu oynarız. Doğa bu tabakaya ihtiyaç duyar. Toprak beslenir. Yer altı suları güçlenir. Bitkiler canlı kalır.”
“İnsanlar da aynı yönde olanlarla birleştiğinde güç kazanır. Herkesle birleşmek her zaman doğru olmaz. Farklı yönde olanlar ilerlemeyi yavaşlatır. Birbirlerine engel olur. Zaman kaybı oluşur. Sıcak hava akımı kar yağışını engeller. Doğru yoldaşlar işi kolaylaştırır.”
Aylin konuşurken öğrencilerin onu sessizce dinlemesine sevindi. Her biri bir kar tanesi gibiydi. Bir araya geldiklerinde bir tabaka oluşturacaklardı. O tabaka hem onları hem çevrelerini güçlendirecekti. İlk adım atılmıştı.
10 Responses
İnsan bir hedefte birleşince neler oluyor? Biz bunları ne zaman öğreneceğiz?
Ne kadar da geç kalmışız hayata.
Bu yazıdaki detaylar hayatın içinde neler olduğunu gösteriyor..
merhabalar
insan doğadaki birleşenlerin yöntemlerine bakarak doğru birleşmeyi öğrenir. kusursuz olanın dizaynını ve stilini kopyalar. kar taneler nasıl birleşir. kar tabakası birleşerek hangi ihtiyaçları karşılar. insan doğru soruları sorarak zihnini yorarak hızlı yol alır. geç kalmamış olalım neresinden başlarsak o kadar iyi
Kimsenin kimseye muhtaç olmaması günümüz mottosu olmuşken, yaraya ilaç gibi geldi. Özlenilen, ihtiyaç duyulan bir şey; BİRLİKTEN KUVVET DOĞAR:) Tekrar eskisi gibi hayırda birleşenlerden olabilmek, o huzuru ve güveni yakayabilmek💜
merhabalar
hayattaki en büyük yanılgılarımızdan insanın kendine yetebilir olmasıdır bana göre. yıllarca bize öğretilmeye çalışıldı. neden ne kadar yalnız o kadar güçsüz ne kadar birleşmiş o kadar güçlü tam tersi ile yoldan çıkarılmaya çalıştık. şimdi tersinde doğru davranışı yapabilelim. ne güzel olur allahın izniyle
Sadece öğretilmeye çalışılmadı, ne yazık ki başarılı da oldular…
Oysa birleşince hem daha güçlü olunur hem de her şey çok daha keyifli olur 🌸
Aile olabilmeyi, birleşebilmeyi unuttuk. Eskiden evler bir avluya açılır, aileler birbirlerinin üzüntülerinden de sevinçlerinden de haberdar olurlardı. Öyle bir hale getirildik ki aynı söylediğiniz gibi tek başına olursak daha özgür ve güçlü olacağımız yalanına inandırıldık. Metropollerde veya büyükşehirlerde 1+0 veya 1+1 evlerde yaşayıp, sorumluluktan kaçma bilinci ile evlenmekten, ev arkadaşı ile oturmaktan kaçtık. Ama en küçük felakette deprem vb. sokaklarda kaldığımızda ne kadar da çok insana ihtiyacımız olduğunu tecrübe ettik. O zamandan önce birleşerek birlikte yaşayabilmeyi öğrenebileceğimizi umuyorum. Yazıda da söylediği gibi bunu küçükken çocuklara, gençlere sevdirebilmek ümidiyle….
Annemler toplanıp yufka açarlar. Bir gün birinin diğer gün ötekinin yufkası yapılmış. Sohbet ederek, gülüşerek keyifle yaparlar. İmece usulü… Bu yazı bana da o samimi ortamı hatırlattı…
Birleşmek düşüncesi; ilk başta insanın birinin yardımını kabul etmekte zorlanmasına ve kendisini kötü hissetmesine sebep olabiliyor. Buna rağmen birlesebilenler basarıya daha kolay ulaşır
Bir elin nesi var, iki elin sesi var! Günümüzde bireysellik öne çıkarılsa da insan insana muhtaç bırakılmış. Birleşmek işleri kolay hale getiriyor. Bu hayatta her insanın farklı marifetleri var. İnsanlar birbirinden imkan ve marifet takası yaptığında ilerleyebiliyor.
İnsanları ayrıştırmanın daha kolay olduğu günümüzde, birleşen olmanın önemini tekrar hatırlatmışsınız. Bir olunca güçlü ve hedefe hızlı gidilir. Hem sosyolojik hem de fizyolojik olarak test edilse kesinlikle birleşen olmak, aynı yere birlikte akmak bir olmaktan güçlüdür.