Ahmet sabah gün aydınlanmadan uyandı. Yağmur damlaları ince ince cama vuruyordu. Yatağından kalkıp camı yavaşça açtı. Sabahın taze toprak kokusunu derin derin içine çekti. Özel günler için sakladığı takım elbisesini çıkardı. Uygun bir gömlek ve kravat seçti. Saçlarını özenle tararken farkında olmadan şarkı mırıldandı. Bugün onun için çok önemli bir gündü. Yıllarca bu anı hayal etmişti. İşte tam da şimdi gelmişti. Yıllardır beklediği terfiyi sonunda almıştı. Tam on beş yıldır çalıştığı şirkette müdürlüğe yükselmişti. Her müdür seçiminde hayal kırıklığına uğruyordu. Bu sene hiç ümitlenmemiş, beklentisiz geçirmişti günleri .Tam o anda gelen haber içini ısıtmıştı.

Ahmet’in müdür olma isteği şahit olduğu haksızlıklardan kaynaklanıyordu. Aynı görevi yapan arkadaşları bir anda müdürleri oluveriyor, sonra arkadaşlarını tanımaz hale geliyordu. Müdür olan kişi bir anda değişiyordu. Buna çok kez şahit olmuştu. Artık arkadaşlar arasında esprisine bile dönmüştü. Birbirlerine şöyle takılırlardı: “Sen de müdür olunca bizi tanımazsın. Sakın sen böyle zalim bir müdür olma.” Ahmet hazırlanırken bu konuşmalar aklına düştü. Yüzünde ufak bir tebessüm belirdi. Acaba bunlar onun için de geçerliydi? Bunca senedir yaşadığı zorlukları kimseye yaşatmayacaktı. Bunlar yıllardır birlikte çalıştıkları insanlardı. Hepsini seviyor, hepsine değer veriyordu. Kendine yapılmasını istemediği şeyleri onlara yapmazdı.

Sorumluluklar Karşısındaki O Sert Sınav

Evden erken çıkmasına rağmen trafik çok yoğundu. Araç dur kalk yapmaktan su kaynattı. Bütün bu aksiliğe gerek var mıydı bugün? Dörtlülerini yakıp kaputu açınca yoğun bir buhar yüzüne çarptı. Biraz bekledi, bagajdan su alıp motora döktü. Zaman ilerliyordu, heyecanı strese dönüşmüştü. Gecikince patronun sitem etmesinden çekiniyordu. İlk günden otoritesinin zedelenmesini istemezdi. Müdür olarak ilk izlenim her şeydi. Arabaya bineceği sırada yanından bir araç geçti. Yerdeki birikintiden sıçrayan su üzerine bulaştı. Arabasına bindi, üzerini temizlemeye çalıştı. Nihayet işyerine ulaşabildi; sabah aynada gördüğü neşe çoktan silinmişti. Yüzündeki gerginliği saklayamadan işyerindekileri selamladı.

Otorite Baskısı ve Kırılan Güven

Odasına geçip iş planını kontrol etti. Yeni asistanını arayıp tüm ekiple toplantı istedi. Yıllardır gördüğü eksiklikleri tamamlamaya kararlıydı. İlk günden disiplini oluşturmak önemliydi. Tüm personel toplantı odasında buluştu. Arkadaşlarının müdür olmasına içtenlikle sevinmişlerdi. Sabırsızlıkla arkadaşlarından iyi haberler bekliyorlardı. Belki uzun süredir bekledikleri prim sistemini hayata geçirirdi. Bugün belki her şey değişecekti. Ahmet, müdür otoritesini yüzüne yansıtarak odaya girdi. İşyerindeki sorunları ve düşündüğü çözümleri aktardı. Şirketin menfaati her şeyin üstünde tutulmalıydı. Bazı departmanların yeterli performans göstermediğini söyledi. Tek bir departmana dönüştürülmesini önerdi.

Herkes şaşkınlıkla birbirine bakmaya başladı. Bu iş yükünün iki katına çıkması demekti. Bazı çalışanların işine son verilmesine de yol açacaktı. Ahmet odadan çıkarken göz göze geldiler. Bakışları sitemkâr, kırgın ve derinden üzgündü. Ahmet o bakışlarla bir türlü yüzleşemedi.

Ahmet o gece sabaha kadar uyuyamadı. Yaptığı konuşma zihninde yankılandı durdu. Arkadaşlarının o sözlerini hatırladı: “Zalim bir müdür olma sakın.” Arkadaşlarının yüzündeki ifadeyi bir türlü aklından çıkaramadı. Patronun gözüne girmek için yanlış bir yol seçmişti. Sabahın Ahmet’i ile akşamın Ahmet’i aynı kişi değildi. Bir günde ne kadar değişmişti.

Ertesi sabah erkenden ofise geldi. Çalışanlarla tek tek yüzleşerek konuştu. Bir dilek kutusu hazırlayıp koridora astı. Herkesin fikirlerini yazıp atmasını istedi. Her sesin duyulması şarttı. Kutuya dolu dolu bakarken yüzünde huzurlu bir gülümseme belirdi. Sabahın Ahmet’i yeniden orada duruyordu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading spinner