Sorumluluğu İade Etmek

Sokak lambası odayı loşça aydınlatıyordu. Nilay mor kupasından bir yudum çay içti. Zihninde günün yorgun sesleri yankılanıyordu, “Üç çocuk annesi olmak çok zor”. Evdeki tüm yük Nilay’ın omuzlarındaydı. Eşi Erdem işten çok yorgun gelirdi. Aileleri ise onlara çok uzakta yaşıyorlardı. Nilay herkese tek başına yetmeye çalışıyordu.

Son zamanlarda kalbi çok yorgun düşmüştü. Kimse onun halinden pek anlamıyordu. Sinirleri her geçen gün daha da geriliyordu. Yorgunluğunun sebebini bile düşünmeye vakti olmuyordu. Günler yoğun bir koşturmaca ile geçip gidiyordu.

O akşam kanepeye sessizce uzandı. Sessizlik ona çok garip gelmişti. Sokak lambasının ışığı duvarda titredi. Mor kupasındaki çay yavaşça soğudu. Bu yorgunluğun asıl sebebini düşündü.

Erdem’in iş yoğunluğu hiç değişmemişti. Çocuklar artık sorumluluk alacak yaştaydı. Nilay kimseyi yormaya asla kıyamıyordu. Evde herkes en ufak şeyde ona bakıyordu. Adeta bir soru-cevap makinesi olmuştu. Herkesin hayatını tek başına kolaylaştırmaya çalışıyordu. Kendi ihtiyaçlarını ise her zaman erteliyordu.

Hazır Cevabın Görünmez Bedeli

Hazır cevap olmak aslında bir çözüm değildi. Sorulara hemen cevap vermek, etrafımızdaki insanların düşünme ve öğrenme becerisini zayıflatıyordu. Cevaplar çoğaldıkça düşünme marifeti azalıyordu. Nilay her soruya hemen bir yanıt yetiştirirdi.

Zamanla bu cevapların miktarı arttıkça sözünün değeri de azaldı. Herkes ona yaslanınca kendi yoruldu. Nilay bir gün annesini aramaya karar verdi. Telefonda annesine tüm derdini anlattı. Yaşlı kadın bilgece bir sesle cevap verdi: “Kendin etmişsin, kendin bulmuşsun.”

Bu cümle Nilay’ın içine oturdu. Sanki kalbine bir bıçak saplanmıştı. Öğrenmenin yaşı olmadığını bir kez daha anladı. Karadutun lekesini kendi yaprağı çıkarırdı. Nilay’ın yorgunluğunun sebebi de kendi yapıp ettiklerindeydi.

Çözümü başkasında değil, kendinde aramalıydı. Sorumluluğu artık gerçek sahiplerine bırakmalıydı.

Soru Sormak, Öğrenmenin En Güçlü Yoludur

Ertesi sabah yeni bir strateji denedi. Çocuklar yine “eşyalarım nerede” dedi. Nilay bu sefer sadece sustu. Soruya soruyla karşılık vermeyi seçti. Çocuklar bu sessizliğe çok şaşırdı. Erdem şaşkın gözlerle Nilay’a baktı.

“Ayakkabım nerede?” sorusuna “nerede çıkardın?” diye sordu. Erdem “ne yapayım?” deyince “ne yapmak istersin?” dedi. “Hava nasıl olacak?” sorusunu birlikte araştırdılar.

Nilay artık doğrudan cevap vermeyi bırakmaya çalışıyordu. Çünkü öğrenmenin, kişinin kendi düşüncesiyle temas ettiği anda başladığını fark etmişti.

Sorumluluk Sahiplerine Gidince Hayat ve Öğrenme Değişir

Ev halkı önce biraz şaşırdı, biraz telaşlandı. Sonra, sonrası daha keyifliydi. İşleri paylaşmaya başladılar. Nilay sustukça kendine geldi yavaş yavaş. Çok konuşmak ona zaman içinde büyük bir yorgunluk getirmişti.

Artık kelimeleri daha az ve daha öz kullanıyordu. Sözlerinin tesiri de sessizlikle birlikte arttı. Sorumluluğu başkasına yüklemek, aslında o problemden kaçmak demekti. Nilay sorumlulukları gerçek sahiplerine iade edebilmişti.

Kendi hayatının bahçıvanı olmayı seçmişti. Artık soruların cevabını dışarıda aramıyordu. Kendi sessizliği en büyük yanıtı bulmuştu. Mor kupasını alıp pencereden dışarı baktı. Yıldızlar sanki ona dostça göz kırpıyordu.

Nilay artık kendi yaprağını bulmuştu. Hayat şimdi çok daha anlamlı geliyordu. Çözüm her zaman sorunun tam içindeydi. Nilay artık bu gerçeği biliyordu.

Hareket Etmek Öğrenmenin Davranışa Dönüşmesidir

Zihnindeki sahte yorganı tamamen attı. Odanın kapısını yavaşça dışarıya açtı. Küçük adımlar büyük dünyalar değiştirir. Yüzüne taze bir rüzgâr sertçe çarptı. İlk adımı serin toprağa güvenle değdi.

Yolun sonunu artık düşünmüyordu. Sadece yolun kendisini hayal ediyordu. Yürümenin verdiği hafifliği hissetti. Korku dolu karanlık odası artık kapanmıştı. Yeni bir dünya önünde uzanıyordu. Hareket etmek tüm hayatını değiştirmişti.

Cevap Vermek Yerine Düşündürmek

Nilay artık soruların efendisi olmuştu. Cevap vermek yerine düşündürmeyi seçmişti. Çocuklar kendi başlarının çaresine bakmayı öğrendi. Erdem evdeki sorumluluğa ortak oldu. Evdeki hava tamamen değişiyor, güzelleşiyordu.

Nilay artık kendine daha çok vakit ayırıyordu. Mor kupasında artık çayla birlikte sakinlik demleniyordu. Her akşam yıldızları keyifle seyrediyordu. Karadutun lekesi yaprağıyla silinip gitti.

Sorumluluk paylaşıldıkça sevgi büyüdü. Nilay hayatın gerçek tadına yeni vardı. Çünkü kelimelerin gücü, çoğu zaman sessizliğin içinde saklıydı.

58 Responses

  1. İnsanlar problemlerin ne olduğunu hissederler ama çözümün ne olduğunu anlamadıkları için problem devam eder. Yetiştirdiğimiz kişilerin bizi yoruyor olması, onu yetiştirenle ilgilidir.

    1. Aslında problemi görmekte gecikmiyoruz, çözmek bazı konfor alanlarımızı bozacağı için geciktiriyoruz.

    2. Ne güzel bir yere değinmişsiniz…
      Genelde birilerine kızar, başkalarını suçlarız. Ama onu yetiştirende aslında benim, taviz verende benim.
      Şimdi kimi ve neyi düzeltmem lazım?

      1. İnsan önce kendi davranışlarında değişikliğe gittiğinde dış dünyanın tepkisi de ona göre şekillenmeye başlıyor. Aslında fizik kanunları burada da devam ediyor. Etki- tepki şekillenmesi

  2. Birisi için yapılacak en iyi şeylerden biri o kişiyi marifetlendirebilmek aslında. Hiç bir şeyin eksikliğini yaşamadan da marifetlenmesini beklemek çok zor bir ihtimal. Nilay sordukları sorulara soruyla cevap vererek önce düşünmelerini sağlayarak ne güzel yapmış.

    1. Karşımızdaki kişinin marifetlenmesi için de önce sabıra ihtiyacımız var. “O yapamaz, o düşünemez” ya da “O yorulmasın ben yapayım.” ya da “Şimdi onun yapmasını bekleyemem.” Dediğimiz yerde görevimiz olmadığı halde o yaptıklarımız görevimiz haline gelir. Aynı zamanda marifetsiz, kendi işini halledemeyen insanlar ortaya çıkmış olur. Nilay herkesin görevini yerine iade ederek kendi yükünü de hafifletmiş.

      1. Etrafımızdaki herkesin sorumluluğunu üstlenmek hiç kimseye gerçek anlamda bir katkı sağlamıyor ne yazık ki…

  3. Sürekli dışarıdan yemek sipariş eden ya da evlendiği halde her gün annesinde yemek yiyen bir insanın yemek pişirmeyi bilmiyorum demesi gibi. İnsan merak edip, arastirarak, deneyerek öğrenecek oysa ki

    1. Çoğu insanın seçeneksiz kaldığında denediğini görüyoruz. Okumak için aileden uzak şehre gidip öğrenci evinde yemek yapmaya başlanması gibi 🙂

  4. Bazen çok marifetli olmak o kişinin etrafındakilerin gelişmemesine veya körelmesine sebep olabiliyor.

  5. Bazen sessiz kalmak.Problemin peşinden koşmaktan iyidir. Düşünür ve sessiz kallarak problemini kendiliğinden çözülmesine neden olursun.İnsanın düşünce aralıgı ne kadar gelişirse Peblem çözmeside o kadar kolaylaşır.

  6. İnsan olayın içindeyken ne olup bittiğini fark edemeyebiliyor. Ta ki Nilay’ın annesinden duyduğu cümle gibi bir cümleyi algılayana kadar… O algılama ile birlikte insan davranışlarını toparlarsa etrafındakilerin de nasıl dönüştüğünü görüyor.

  7. İnsanın en büyük avantajı probleminin çözümünün kendinde olduğunu bilmesi. Sen değişince dünyan değişir sözü yazıyı okuyunca ne kadarda anlamlı oldu….

    1. Zaman zaman unutuyor da dışarıdan bekliyor ya o çözümü… Bu yazı güzel bir hatırlatma oldu.

  8. Büyütmek değil önemli olan yetiştirmektir. Bir anne çocuğunu yetiştirirken ayakkabı bağını bağlamasına on dakika sabredemediğinde ömür boyu sabretmek zorunda kalabiliyor. Oysa doğada bu davranışlarla ilgili bizlere çok güzel mesajlar var.

  9. İnsan soruları merak ettiği kadar cevapları merak etmeyebiliyor… gerçekten cevap vermek yerine, soru sormak etkili bir yöntem…

  10. Var olan yöntemlerimizle sıkıntı yaşadığımızda sadece küçük bir yöntem değişikliği aslında hayatı değiştirir. İnsanlar çoğu kez nasıl sorusunun cevabını bulamadıkları için aynı yöntemle devam ederler. Bu seminerlerde aslında yaptığı hatanın sonuçlarını anlayıp yöntem bulabiliyor insan. Bu zamanda ne kadar da kıymetli:)

  11. İnsan etrafındakilerin yükünü alınca kendi derdini unutuyor olabilir mi?
    Neden herkes kendi sorumluluklarını almıyordu???

  12. Tek başına çocuk yetiştirmek çok zordur. Diğer kişinin eksikliği hissedilmesin diye iki kat çalışırsın ve fazla sorumluluk alırsın. Amaç çocuklara aşırı yük bindirmemektir.
    🥰⚘️

  13. Çok ümit vari bir yazı. Nilay ne güzel çözmüş problemi.
    Çok uzaklarda arıyoruz problemlerimizin çözümünü oysaki hemen dibimizde.

  14. Bazen yardım ettiğimizi sanarken, aslında karşımızdakinin öğrenme hakkını elinden alıyoruz. Sorumluluğu gerçek sahibine iade etmenin hem ilişkileri hem de insanın iç dünyasını nasıl rahatlattığını çok güzel anlatmış. 👏🏻
    Düşündürerek öğretmek, cevap vererek rahatlatmaktan daha kıymetli. Sessizlik bazen en güçlü eğitim yöntemi.

    1. Evet oysa genelde dayanamayıp pat diye her soruya cevap veresimiz geliyor 🙂 Söz gümüşse sukut altındır, diye boşa dememişler.

  15. Bir sorunun çözümüne yardımcı olmakla , sorunun muhatabının yerine sorunu çözmek arasında ciddi bir fark var. Birincisinde kişinin görüş açısını genişletip, empati yeteneğini geliştirirken diğerinde tembelleştirip sorumluluk sahibi olmasını geciktirici bir tutum içine girmiş oluyoruz. Belki de böylece kendimizi daha önemli hissedip benliğimizi büyütüyoruz.

  16. Kalplere dokunan, ihtiyaç anında dönüp tekrar tekrar okuyup hatırlayarak uygulamamıza sebep olacak bir yazı.. kaleminize sağlık. 🌸

  17. Bu metin bana çok tanıdık geldi. Nilay’ın yaşadığı yorgunluk aslında çoğumuzun fark etmeden kendimize yüklediği bir yük. Her şeye yetişmeye çalışırken, sorumlulukları paylaşmak yerine üzerimize alıyoruz.
    En çok etkileyen şey şu oldu bazen yardım etmek sandığımız şey aslında karşımızdakinin öğrenmesini engelliyor. Sürekli cevap vermek yerine düşündürmek hem bizi hafifletiyor hem de karşı tarafı güçlendiriyor.Bence bu yazının en kıymetli tarafı, çözümü dışarıda değil insanın kendinde araması. Küçük bir davranış değişikliğiyle bile hayatın nasıl değişebileceğini çok sade ama etkili anlatılmış.

  18. Herşeyin tamamen kişiyle alakalı olduğunun en güzel anlatımı. Cevap vermek yerine düşünmek önemli… Daha derin baktıkça bağımlılıkların azalabiliyor…

  19. Herşeyi yapan,çözen,kolaylaştıran olunca zamanla sırtımızda bir kambur oluyor. Çünkü sorumluluğumuz sanıyor,kendimizi dinlemeyi unutuyoruz.

  20. Her birimizin hayatından bir parça yansıtan sıcak bir paylaşım olmuş.
    Yardımcı olayım derken gelişimlerine engel olduğumuz yavrularımız veya “leb” demeden “leblebi”yi sunduğumuz eşlerimize yaptığımız iyiliklerin, zamanla onları nasıl bireylere dönüştürdüğümüzü…
    En çok da kendimizi nasıl bir yükün altına soktuğumuzu anlatan içten bir yazı olmuş. Emeğine sağlık…

  21. Karadutun lekesini kendi yaprağıyla temizlemek…
    İnsan gerçekten kendi dönüşümüyle hayatı nasıl değişiyor 🙂 darısı tüm isteyenlere

  22. Başkalarının hayatını kolaylaştırmaya çalışırken kendi hayatını zorlaştırmak…
    Bu çoğu zaman zannettiğimiz gibi iyilik olmuyor. Sadece hayattaki dengelerin kaybolmasına sebep oluyor.

  23. Çözümü başkasında değil, kendinde aramak çok kıymetli.
    Her kes kendi Sorumluluğunu alınca hayatta daha keyifli ve neşeli oluyor 🤍

  24. İnsan yetiştirirken sabırlı olmadıkça onların sorumluluklarını da üzerimize almak durumunda kalıyoruz. Bu durum hikayede de öyle bir boyuta gelmiş ki Nilay ailesinin yerine de düşünür olmuş.
    Her soruya cevap vermemek, karşıdakinin de düşünmesine fırsat vermek de yetiştirmenin önemli bir parçası.

  25. Zihnin soru cevap şeklinde çalıştığını anlatan bir öykü. Başka türlü zihin kendi cevabını bulmadan sorumluluk da alamıyor ya da almayı akıl edemiyor.

  26. Sorulara cevap vermeden soruyu soranın cevaplamasını bekleyebilmek her iki tarafın da yetişmesine vesile olur…

  27. Yapmak ve bilmek her zaman çözüm olmuyor. Yapabiliyorsun diye yapmak zorunda değilsin, biliyorsun diye söylemek zorunda değilsin. Bazen de bırakmak, karşıdakine fırsat tanımak gerekiyor. İnsan yetiştirmenin en zor yanı da bu…

  28. Ne kadar olmaması gereken yükleri yüklüyoruz omuzlarımıza, sonra da başkalarını suçluyoruz onların elinden koparıp aldığımız sorumlulukları/yükleri için. Başkalarının hayatlarında bu kadar var olurken, kendi hayatımızdan yok oluyoruz. İşin üzücü tarafı, bu kadar çabaya rağmen mutlu da olamıyoruz… Sorumlulukları sahibine “merhametle” vermemiz için güzel bir hatırlatma olmuş bu yazı.

    1. Evet tamda yaraya parmak bastın. Başkasının gücünü zayıflatmak isteyen onun sorumluluğunu alması yeterli.

  29. Bazen biraz susmak bazen daha yavaş olmak ne çok şey katar bize. Bunlar olayları daha iyi anlayabilmemize yardımcı olur. Durmak ve başını kaldırmak yerden… Nereye gidiyorum? Neler oluyor? Anlayabildiğimizde doğru hareket yapmaya hak kazanıyoruz.

  30. Yazı, düşünmeyi birkez daha kıymetlendirdi.
    Cevabı bizde olan soruları sormak insana yük olmak mıdır?

    1. Evet tamda yaraya parmak bastın. Başkasının gücünü zayıflatmak isteyen onun sorumluluğunu alması yeterli.

  31. Ergen çocuklarımla didişip durduğum zamanda ne güzel bir ferahlatıcı yol oldu.kalemine sağlık

  32. “Karadutun lekesini kendi yaprağı çıkarırdı.”
    İnsan kendi dönüştükçe etrafının da dizayn olması…🦋✨
    Kaleminize kuvvet…

  33. Acaba neden bir başkasının yerine sorumluluk almak güzel geliyor? Onları marifetlendirme bedeli mi daha zor geldiğinden, yoksa yapılacak şeylerin bedelinin bizim için artık kolay olduğundan mı?
    Ben de etrafımdaki insanlara sorumluluk bırakmıyordum. Onlar yapamaz bitiremezler ben yaparım diyordum ve onun rezilliğini çok çektim. Umarım kendimde düzeltmem gereken diğer konuları da böyle fark edip düzeltebilirim

  34. Gereksiz yükleri almak zamanla insana ağır gelmeye başlıyor. Amaç fayda gibi görünsede karşı tarafı marifetsizleştiriyor. Bu da zamanla ilişkileri olumsuz etkiliyor. Gerçeği arayan, doğru tepkiler veren her zaman kazanıyor.

  35. Gerçek Marifet, karşıdaki insanında marifetlenmesine sebeb olabilmek olduğunu anladığın zaman, Nilayın da yaptığı gibi karşıdakinin zihnine soru sırabilmesini sağlandığında oluyor.
    İşte o vakit hayat daha kolay ve komforlu yaşanır hale geliyor her birimiz için🥰🌷

  36. Etrafımızdaki insanlara ve kendimize yapabileceğimiz en büyük kötülük sanırım; onları rahatlığa alıştırmak ve karşı tarafın yapması gereken şeyleri yapmak… İki taraflı büyük bi kayıp aslında.Öyküde yapılan hatadan nasıl döneceği de güzelce anlatılmış emeğinize sağlık…

  37. Çocuğun matematik dersini her akşam annesi yapsaydı matematiği anne mi daha iyi öğrenir, çocuk mu?
    Bazen işini kolaylaştırmak zannedip yaptığımız destekler karşıdakinin marifeti engellemekten başka işe yaramıyor…

  38. İnsanların yükünü almak onlara yapılan en büyük haksızlıktır. Bilerek veya farkında olmadan kendine bağımlı bireyler yaratıyor sonra bunun altında eziliyorsun. Bazıları gücün ve kontrolün kendinde olmasından memnun ama çoğu kişi bunu farkında olmadan yapıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading spinner