Fatma, on yedi yaşında görücü usulüyle evlenerek İzmir’e gelin gitmişti. Doğup büyüdüğü küçük köyünden ayrılması ona çok ağır gelmişti. Gittiği yere hemen alışması epeyce bir zaman aldı. Böylece günler ayları, aylar yılları kovaladı. Sonunda alıştı, İzmir’i günden güne sevmeye başladı.
İzmir’e Alışan Bir Genç Gelin
İzmir’in denizi, toprağı gibi insanları da sıcak ve uyumluydu. Mevsimlerden sonbahar, aylardan Ekim idi. Yapraklar sararmış, tek tek yere dökülüyordu. Üzerine bastıkça çıkardığı sesler ona huzur veriyordu. Rüzgâr ise ılık esintisiyle daralan yüreğine ferahlık veriyordu.
Zamanla Büyüyen Evlilik Sorunları
Fatma evliliğinde eşiyle sürekli problem yaşıyordu. Bir gün düzelecek ümidiyle sabrediyordu. Bu zaman zarfında problemlerle boğuşurken iki çocuğu oldu. Ha geçti ha geçecek derken günden güne büyüyordu sorunlar. İzmir’e de artık her geçen gün daha çok alışıyordu. Evliliğinde yaşadığı sorunlar onu iyice rahatsız etmeye başlamıştı. Yaşadığı mutsuzluk artık taşınmaz bir yük hâline gelmişti. Sonunda istemeyerek de olsa evliliğini bitirmek zorunda kalmıştı.
İzmir’den Ayrılmak Zorunda Kalışı
Ayrıldığı eşi onu sürekli rahatsız ediyordu. İzmir’de kendine çok güzel bir düzen ve çevre kurduğu için bu şehirde kalmak istiyordu. Bütün çabasına rağmen Fatma burada kalamayacağını anladı. Yine de İzmir’den ayrılmak istemiyordu. Dile kolay, tam yirmi üç sene acısıyla tatlısıyla zaman geçirmişti. Bu yüzden ayrılmak öyle kolay değildi.
Oğlu bu sıkıntılı zamanlarda onun en büyük destekçisi idi. Annesine şimdilik gitmesi gerektiğini ve daha sonra onu tekrar İzmir’e yanına alacağını söyledi. Valizini yine bir sonbaharda toplamaya başladı. Bu sefer kırmızı valizinin içinde çeyizleri değil, hüznü vardı. Fatma’nın içinden İzmir’den hiç ayrılmak gelmiyordu. Geride bıraktığı mahallesine son kez bakarken gözleri doldu. Yapacak başka bir şey de yoktu.
Yeniden Başlamak İçin Güç Toplamak
Gitmek pes etmek demek değildi. Sadece daha güçlü olabilmek için kendine zaman tanımaktı. Köyüne dönünce zorlanacağını düşünmüştü ama oraları özlediğini fark etti. Fatma bu süreçte köşesine çekilip kaderine küsmedi. Aksine ilçedeki halk eğitimi kurslarına katıldı. Kendini yeniden inşa etme sürecini başlattı. Halk eğitimindeki derslerini başarıyla tamamlayarak eğitmen oldu. Kendisi de kadınlara takı kursları vermeye başladı. Yaptığı takıları internet üzerinden satışa sundu. Fatma ürettikçe mutluluğu da kazancı da katlanıyordu.
Üreterek Hayata Tutunmak
Bu süreçte eski eşi de yeni biriyle evlendi. Fatma, İzmir’i, çocuklarını, arkadaşlarını ve yıllarını paylaştığı komşularını özlüyordu. Ağlayarak gelin gittiği İzmir burnunda tütüyordu.
İzmir’e Dönüş ve Yeni Bir Başlangıç
Bir gün oğlu annesine, yanında bir ev tuttuğunu söyledi. Onu çok özlediklerini ve artık yanlarına gelmesini istiyorlardı. Fatma bu habere çok sevindi. Aradan geçen yıllarla birlikte yaşananlar da geride kalmıştı. Onu rahatsız edecek kimse kalmamıştı. Fatma kırmızı bavulunu yeniden eline aldı. Bu kez bavulun içinde hüzün değil, mutluluk vardı. İçi kıpır kıpırdı, geleceğe umutla bakıyordu. İzmir’de takı işlerini büyütecek, çevresindeki kadınlara yeni kurslar verecekti.
İnsan Bir Şehri Neden Sever?
Köyü onu yirmi üç yıl önce olduğu gibi yine uğurladı. Fatma yol boyunca yaşadıklarını düşündü. İzmir’i bu kadar çok seveceğini o da bilmiyordu fakat yanıldı. İnsan bazen gittiği yere, içindeki insanlardan dolayı anlam katabiliyordu. Fatma da anladı ki onun için de aynı şey geçerliydi. Şehrin kendisi değil ama etrafındaki insanlar orayı anlamlı yapmıştı. Şimdi tekrar o güzel insanlarla birlikte olma vaktiydi. Bir zamanlar “Nasıl bırakırım?” diye düşündüğü insanlar; çocukları, komşuları…
Sevgi Bazen Vazgeçebilmektir
Fatma bunca senenin ardından yaşadıklarından çok ders çıkarmıştı. Onun için en anlamlısı da sevginin ondaki tanımıydı. Sevgi, bir şeye körü körüne tutunmak değildi. İnsan, vazgeçebildikleri kadar özgürdü bu hayatta.
9 Responses
İnsan yaşadığı olaylara dışarıdan bakınca duygularıyla hareket etmeyince yarısını sarması daha kısa sürüyor. Kendi problemine başkasının problemi gibi görüp çözüm üretebiliyor. Güzel bir yazıydı hikayenin içine girdim ve o duyguyu yaşadım. hangi problemin dışına çıkıp da dışarıdan bakarak çözüm üretebildik?
İnsan, kararlarında duyguları ön plan da olsada, üretim yapabildiği yerde de mutlu oluyor.
Emeğinize sağlık🥰
İnsana yeniden başlamak için umut veren bir yazı, yeterki değişikliğe cesaret et☘️
Bir oku atmak için yayı geriye çekmek gerekir. İnsan da bazen daha güçlü dönebilmek için geriye çekilmesi gerekir.
Vazgeçemediğimiz halde sergilediğimiz ve aslında çok da memnun olmadığımız davranışlarda vicdanımızı rahatlatmak adına “Sevdiğim için” yaptım diyebiliyoruz.
Yeniden başlamak büyük cesaret ister. Böyle Fatma gibi cesaret gösteren insanların sayısı umarım artar.
Sporcular da daha iyi sıçramak için bir miktar geri çekilir. Dileri büker biraz aşağı çömelip kendilerini ileri fırlatırlar… Aslında hayattada bu böyle.. Bir miktar çekilir hayattan sonra daha ileri sıçrarsın… bunu bilince insan ilerlemek istediği her yerde bir miktar geri gelir… çok güzel bir yöntem :))
Sabretmek , boyun eğmek demek değildir. Boyun eğmeyen hayatta dik durmaya çalışan mücadeleci bir kadının örnek yaşam öyküsü…
Zaman içinde sabırla azimle yol alınan hep gelişen etrafına hep fayda veren güzel insanın örnek davranışı
Başarıya güçlenmeye giden mücadele yılları
Bazı olaylara sabır daha nice güzel faydalı kapıların anahtarı nı vermiş
Güzel sonuçlar hepimizi mutlu ediyor