Serhat başarılı bir iş adamıydı.

Bir sabah ofisinde çayını yudumlarken durdu. Jaluzilerin arasından çalışanlarını izledi. Her şey yolundaydı. Kurduğu sistem tıkır tıkır işliyordu.

İş büyümüştü. Ekip büyümüştü. Başarı büyümüştü. Ama hayatında eksik olan bir şey vardı.

“Artık bir aile kurmanın zamanı gelmedi mi?” diye düşündü.

Yıllarca çalışmak, seyahat etmek ve iş kurmakla meşgul olmuştu. Şimdi ise hayatında paylaşacağı birini istiyordu.

Bir Ailenin Heyecanı

O akşam eve geldiğinde ailesi masada onu bekliyordu.

Çaylar içilirken Serhat sonunda söyledi: “Evlenmeyi düşünüyorum.”

Annesinin gözleri parladı. O an evin havası değişti. Sanki evin içine yeni bir umut girmişti.

Birkaç hafta sonra annesi herkese haber salmıştı: “Serhat’a gelin arıyoruz.”

İlk Başlarda Her Şey Çok Güzeldi

Aylar sonra Buse ile tanıştılar.

Buse’nin yüzünde sürekli tatlı bir tebessüm vardı. Konuşması, davranışı, nezaketi… Her şey insanın içini ısıtıyordu.

Serhat onun ilgisini hissediyordu. Buse de Serhat’ın ilgisini hissediyordu.

Serhat bir dediğini iki etmiyordu.

Çiçekler… Hediyeler… Sürprizler… Hepsi vardı.

Sonra Bir Şey Değişti

İlişki ciddileştikten sonra Buse değişmeye başladı.

Eskiden gülerken yüzünde güller açan o kız gitmişti sanki. Yerine daha çabuk kırılan, daha çok sitem eden biri gelmişti.

Serhat anlamıyordu. “Daha ne yapabilirdim ki?” diye düşünüyordu.

Çiçekler gönderdi, çikolatalar gönderdi, yemekler, sinemalar, konserler…

Ama artık hiçbir şey eskisi gibi olmuyordu.

İnsan Psikolojisinin Sessiz Gerçeği

Serhat farkında olmadan birçok insanın yaptığı hatayı yapıyordu.

“Daha fazlasını verirsem daha mutlu olur.” diye düşünüyordu.

Ama hayat çoğu zaman tam tersini gösterir.

İnsan sürekli verilen şeye alışır. Bir şey sürekli olduğunda değer olmaktan çıkar, normal hale gelir.

Doğanın Öğrettiği Denge

Serhat bir gün arabasını sahile çekti. Denize baktı.

Dalgalar kıyıya vuruyor, sonra geri çekiliyordu.

O anda bir şey fark etti.

Yağmur az yağdığında toprak onu emer. Çok yağdığında ise su akar gider.

Denge… Her şey dengedeydi. Ne çok. Ne az.

Asıl Soruyu O Zaman Sordu

Serhat derin bir nefes aldı.

Kendine şu soruyu sordu: “Ben başından beri hep fazla mı verdim?”

Belki de sorun sevgide değildi. Sorun ölçüsüz vermekteydi.

Hayatın Öğrettiği Bir Ders

Serhat iş hayatında öğrenmeyi hiç bırakmamıştı.

Şimdi hayat ona yeni bir şey öğretiyordu: ilişkilerde denge kurmayı.

Çünkü bazen fazla vermek sevgiyi büyütmez. Sadece insanları alıştırır.

4 Responses

  1. Hayatta hep öyle değil mi? Daha çok sevilelim, daha çok takdir edelim, daha çok beğenilenim dedikçe hep tam tersi oluyor. Nerde bir şeyi çoğaltıyorsak orada hep bir memnuniyetsizlik yaşıyoruz.

  2. İnsan daha fazla şey yaptığında değerinin de doğru orantılı olarak artacağını düşünüyor zaman zaman. Öylece bir döngünün içinde buluyor kendini. Bazı insanlar “Böylelikle beni daha çok sevecek.” hissiyatına kapılırken; bazıları da “Beni kabul eder, sayar.” hissiyatına kapılıyor. Acaba bu hissiyat insandan insana neye göre değişkenlik gösterir?

  3. Ah ah…
    Hepimiz aynı hataya düştük🥹
    Vermekte ölçüyü kaçırınca yolunda giden bir ilişki nasılda bozulabiliyor😓

  4. Doğadaki denge gibi ilişkilerimizde de her şeyi dengede tutmalıyız.
    Kaçan kovalanır derlerdi. Demek ki çok verici olan peşinden koşan oluyor, diğeri de kaçma eğitimine giriyor. İlişkilerde denge esas, denge gidince ilişki de gidiyor o halde.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading spinner