İletişimde Öğrenmenin Sessiz Dersi
Güneş pırıl pırıl gökyüzünün tam ortasında duruyordu. Otların arasından yükselen cırcır böceklerinin sesi, havadaki bunaltıcı sıcakla birleşiyordu. Ceyda, susuzluktan boynu bükülen çiçeklerini yavaşça suladı. Topraktan yükselen serin koku ona iyi geldi. Su, çiçeklere can olmuştu; yapraklar yeniden dirilmişti. Ceyda o an fark etmeden, birazdan zihninde filizlenecek büyük bir iletişim ve öğrenme dersi için de zemin hazırlıyordu.
Akşamüstü serinliği yaklaşınca hazırlanıp yürüyüşe çıktı. Birkaç ay öncesine kadar bu yürüyüşleri yan komşusu Fatma ile yapardı. Aralarından su sızmaz, her akşam günün yorgunluğunu birlikte atarlardı. Ancak yaşanan küçük bir olay, zamanla aralarına görünmez bir duvar örmüştü. Fatma’nın evinin önünden geçerken duraksadı. Aylar geçmişti ama o akşam yaşananlar hâlâ zihninde tazeliğini koruyordu.
O gün yine yürüyüşe çıkmak için sözleşmişlerdi. Ceyda, evlerinin önünde Fatma’yı beklemişti. Uzun süre gelmeyince zile bastı. İçeriden yükselen tartışma sesleri onu tedirgin etti. Kapıyı çaldığında sesler birden kesildi. Birkaç saniye sonra kapı açıldı.
Ceyda, beklemenin verdiği gerginlikle, “Kaç dakikadır kapıda bekliyorum,” dedi.
Fatma ise telaşlı ve yorgun bir sesle, çocukların memlekete gideceğini, bir koli yüzünden evde karışıklık çıktığını anlattı. Koliyi getiren de Ceyda’nın görümcesiydi. Beklediklerinden büyük bir koli gelmişti ve çocuklar onu taşımak istemiyordu. Aslında anlatmak istediği tek şey, o an yaşadığı karmaşaydı.
Ceyda ise her zaman olduğu gibi aklından geçenleri filtresiz dile getirdi. Kırılır mı, üzülür mü diye düşünmeden, “Bu mu yani dert? Çocuklar için bu kadar sorun olacaksa götürmesinler. Bunun için kavga mı ettiniz gerçekten?” dedi.
Doğru söz neden bazen ilişkilere zarar verir?
Sözler doğruydu. Mantıklıydı. Ancak zaman ve zemin, o sözleri taşımaya hazır değildi. İletişimde en sık yapılan hata, doğru bilgiyi doğru yöntemle sunduğumuzu zannetmektir. Oysa iletişim becerileri, yalnızca gerçeği söylemekten değil, karşı tarafın duygusal kapasitesini ve o anki ihtiyacını görebilmekten geçer.
Yürüyüş iptal oldu. Ceyda eve döndüğünde olanları eşine anlattı. Eşi de duruma sinirlendi ve kız kardeşini arayıp konuyu büyüttü. Küçük bir mesele, birkaç cümle ve birkaç telefon konuşmasıyla hızla genişledi. O gece Ceyda’nın içi hiç rahat etmedi. Bir şeylerin ters gittiğini hissediyordu.
Sonraki günlerde iki arkadaşın arası yavaş yavaş açıldı. Fatma’nın taşınmasıyla bağ tamamen koptu. Ceyda, insan ilişkilerinde küçük sözlerin nasıl büyük sonuçlara dönüşebildiğini düşünmeye başladı. Doğru iletişim, sadece haklı olmak değil, ilişkiyi koruyabilmekti.
İletişim ve öğrenme aslında aynı beceridir
O sırada anneannesinin yıllar önce söylediği sözler zihninde yankılandı:
“Konuşmadan önce ne istediğini düşün kızım. Amacın dostluğu korumaksa sözlerin de o yönde olmalı. Doğru olması yetmez, hedefe götürmeli. Bahçede çiçeği sularken ne yaparız? Canlanmasını isteriz ama fazla verirsen çürür, az verirsen kurur. Söz de böyledir; ölçüsü ve zamanı önemlidir.”
Ceyda bu benzetmenin ne kadar güçlü bir öğrenme modeli sunduğunu şimdi daha iyi anlıyordu. Çünkü iletişim de tıpkı diğer beceriler gibi sonradan öğrenilir, geliştirilir ve bilinçle yönetilir. İnsan yalnızca konuşmayı değil, ne zaman susacağını, ne zaman beklemesi gerektiğini ve ne zaman yumuşaması gerektiğini de öğrenmelidir.

Doğruyu söylemek mi, doğru sonuca ulaşmak mı?
O günden sonra Ceyda kendine yeni bir alışkanlık kazandırmaya karar verdi. Artık konuşmadan önce, “Ne söyleyeceğim?” diye değil, “Bu sözle neye ulaşmak istiyorum?” diye soruyordu.
Zamanla fark etti ki, sözlerin hedefi yoksa yönü de olmuyordu. Tıpkı çiçeğe fazla su verildiğinde köklerin çürümesi gibi… Doğru söz, yanlış zamanda söylendiğinde iyileştirmek yerine uzaklaştırabiliyordu.
Ceyda için bu küçük olay, iletişimde farkındalığın ve öğrenmenin sessiz ama kalıcı bir dersine dönüşmüştü.
13 Responses
Dürüstlük mü yoksa nezaket mi? Ceyda’nın ‘Bu mu yani dert?’ sorusu, aslında bir dostluğun üzerine inen görünmez bir perde gibi. Doğruyu söylemek bizi dürüst yapar ama doğruyu ‘doğru zamanda’ söylemek bizi bilge kılar. Ceyda çiçeklerin boynu bükülünce su vermeyi biliyor ama dostunun gönlü bükülünce ne vereceğini biliyor mu?
Benide ananemin bana olan nasihatini hatırlattı.
“Kızım söz gümüş ise suküt altındır” demişti.
Ne güzel bir ölcü, kullandığım yerlerde hep hayr gördüm, Nasıl ki suyun fazlası da eksiği de çiçeği oldurur, ilişkilerimizdeki ölcüde çok kıymetli… 🌷
Doğru zamanda doğru sözü doğru miktarda ve dogru üslupla söylemek. Biri bire yanlış olduğunda iletişimin kalitesi bozuluyor. Ne hassas bir denge kuralı.
Bugün bir çıraklık başlatıp biz de bu soruları sorabiliriz kendimize 😇
Doğru zaman mı?
Doğru Söz mü?
Doğru miktarda mı?
Doğru üslupta mı?
Sözler ok gibi aslında yayından çıktıktan sonra senin kontrolünden çıkıyor yayından çıkmadan önce benim kontrolümde. Her şey yerinde ve zamanında olursa kıymeti oluyor.
Dobra olmanın içinden her geçeni söylemenin matah bir şey olmadığını çok güzel anlatan bir öykü.
Bunu maalesef o kadar çok yapıyoruz ki, benimde babam küçükken çok söylerdi; “düşünmeden konuşma kızım, söylediğinin nereye varacağını bil, öyle konuş.” derdi. Herkesin ihtiyacı olan bir yazı elinize sağlık 🙂
Evet doğru söz insana fayda verir. Önemli olan doğruyu güzel yapabilmek.
Atalarımız 2 düşün 1 konuş derken belki de “ Bu sözle nereye ulaşmak istiyorsun’u “ düşün demek istemiştir.
Sözlerin hedefi olması… Ne kadar kıymetli bir cümle aslında…
Her doğru her yerde söylenmemeli… sonuçları bazen kırıcı bazen de ilişkiyi koparıcı olabiliyor. Bazen az sabredip karşıdaki de sakinleştiğinde soru sorarak problemi çözmeye çalışmak olumlu sonuç verebiliyor…
İletişimde ve ilişkide karşıdaki insanın ruh halini ve duygu durumunu bilmek ne kadar da önemli.
Bunları bilmek ve farkında olmak insanın bilinçli olmasını sağlar.
Böylelikle söylediği sözün yerini ve zamanını ayarlayıp ilişkinin kalitesini artırıp uzun ömürlü olmasını sağlamış olur.
İletişimin ne olduğunu bize öğretmemişler yıllarca…
İlişkilerin devamlılığını sağlamak adına iyi bir farkındalık oldu.
Doğru söz söylemek evet, ama ne zaman?
İletişim kurduğumuz kişi o bitkiler gibi su doluysa, bir de biz üzerine eklediğimizde ona iyi gelmiyor. Dolu olan da kabından taşıyor, ya da çürüyor.
Suya açken, tavsiyeye açken vermek gerek.
Başkasının dünyasında doğrular nede kolay söylenebiliyor. Ölçülü konuşmak, düşündüğünü söylemeden önce karşımızdakinin durumunu irdelemiş olmak ne kadar önemli….