İncirin Yolculuğu
Sabah güneşi, incir ağacının yapraklarına vuruyordu. Ahmet, bahçedeki en geniş dala baktı. Dalda, yeni olgunlaşmış mor incirler sallanıyordu. Elini uzattı, en parlak olanı kopardı. İncirin ucundan beyaz bir damla aktı. Ahmet hemen parmağına bulaşan damlaya baktı. “Bu süt mü?” diye sordu merakla. İçinde küçük bir şaşkınlık büyüyordu yavaşça.
Ahmet için incir başlı başına mucizeydi. Daldayken ayrı güzeldi, avuçta ayrı. Yumuşak kabuğu, saklı çekirdekleri vardı içinde. Her incirde gizli bir sır arıyordu. Beyaz damlaya tekrar baktı dikkatle. Ona göre bu, ağacın sütüydü. “Belki incir, sütünü bana veriyor,” diye düşündü. Çocuk zihni, gördüğünü böyle yorumladı o anda.
Babası, uzaktan oğlunu izliyordu sessizce. Yanına geldi, elindeki inciri fark etti. “Ucundan akanı görüyor musun?” dedi. “Buna süt değil, lateks deniyor.” Ahmet şaşkın gözlerle babasına döndü. Babasının ses tonu sakindi, açıklayıcıydı. “Dalı kırıldığında o sıvı ortaya çıkar. Ağacın yarasını kapatır, gövdeyi korur,” dedi. Aynı damlaya başka bir yerden bakıyordu. Onun zihninde incir, küçük bir ders gibiydi. Vücudu, savunma sistemini, iyileşme sürecini hatırlıyordu. Gördüğünü, bildiği dille anlatıyordu Ahmet’e.
Dedenin Öğretisi
Öğleden sonra dede de bahçeye indi. İncir ağacının gölgesine yavaşça oturdu. Eline bir incir alıp dikkatle çevirdi. Parmakları, yılların izini taşıyordu üzerinde. “Bu ağaç, gençliğimden arkadaşım sayılır,” dedi. “Zor zamanlarda karnımızı çok doyurdu.” “Yolculuğa giderken ceplerimiz incirle dolardı.” “Tatlısı, kurusu, pekmezi… Her hali şifaydı.” Dedenin zihninde incir, emekle ilgiliydi. Toprak, ter ve hatırayla birleşiyordu onda. Aynı meyve, onda bambaşka duygular uyandırıyordu. Anlattıkları, kendi gördüklerini taşıyordu dışarıya.
İşçiler ve Ticari Bakış
Akşama doğru tarlaya bir kamyon geldi. Kasalar indirildi, tartı kuruldu aceleyle. Toplayıcılar incirleri daldan dala yokladı. Ağaç, sessizce etrafındaki hareketi izliyordu. Bir işçi, inciri eline alıp hızlıca baktı. “Bu iyi, pazarda çabuk gider,” dedi. Kilosunu, fiyatını, pazar yerini hesapladı hemen. Zihninde incir, rakamlara dönüşen bir üründü. Onun için önemli olan, sağlam görünmesiydi. Ne balmumu kokusunu düşündü ne süt damlasını. Sadece sürenin ve kazancın peşindeydi o anda. Gördüğünü, hesabına uygun şekilde yorumluyordu içinden.
Arkadaşın Perspektifi
İşçiler gidince Ahmet, bir arkadaşını çağırdı bahçeye. “Gel, sana en güzel inciri göstereyim,” dedi. Arkadaşı tereddütle inciri eline aldı. Kabuğunun yumuşak dokusundan pek hoşlanmadı. “Ben incir sevmiyorum,” dedi kısa bir cümleyle. “Yapış yapış geliyor, karnımı da ağrıtıyor.” Onun zihninde incir, rahatsız bir deneyimdi sadece. Meyve, onda tat değil, tedirginlik uyandırıyordu. Aynı ağaç, farklı çocuklara farklı sesleniyordu. Birinin dünyasında mucize, diğerinde yük oluyordu.
Ahmet’in Gözlemi
Akşam olduğunda Ahmet, gününü düşündü sessizce. Babası, dedesi, işçi ve arkadaşı aklına geldi. Hepsi aynı incire bakmıştı o gün. Yine de bambaşka cümleler kurmuşlardı hakkında. Biri onu ders gibi anlatmıştı. Biri açlık günlerinin dostu gibi. Biri sadece ürün olarak görmüştü. Biri hoşlanmadığı bir tat olarak kaydetmişti zihnine. Ahmet şunu fark etti o gece. İncir değişmiyordu, insanların bakışları değişiyordu. İnsan hangi ayrıntıyı görüyor ve algılıyorsa onu büyütüyor, onu aktarıyordu. Hangi duyguyu hissediyorsa onu taşıyordu diline.
İncirin Yolculuğu ve Gözlem
Ahmet o gece yatağına uzandığında inciri düşündü. Sabah mucizeydi, öğleden sonra hatıraydı. Akşam ürün olmuş, gece rahatsızlık. Aynı meyve, beş farklı ders vermişti. Babası ağacın dilinden konuşmuştu, dedesi geçmişin sesini duyurmuştu. İşçi hesabın mantığını göstermişti, arkadaşı kendi hissini anlatmıştı. Hepsi aynı incire bakmış, farklı şeyler görmüştü. Bir bahçıvan geldi aklına o anda. Her gün farklı zamanlarda tarlasına bakıyordu. Bazen su görüyor, bazen tohum. Bazen hasat, bazen toprak. Gördüğü şey değişince yaptığı da değişiyordu. İncir de böyleydi işte. Gözde nasıl duruyorsa öyle aktarılıyordu. Ahmet pencereden ağaca baktı son kez. “Yarın sana yeniden bakacağım” dedi içinden. “Belki bambaşka bir şey göreceğim.”
83 Responses
Doğa öyle güzel bir öğretmen ki her boyutunda farklı bir detayı barındırıyor. O detayların da her biri algılayanda farklı bir karşılık buluyor. Böylelikle çeşitlilik ortaya çıkıyor. Acaba incir gibi diğer bitkilerde de var mıdır her bakışta aralanan yeni bir kapı?
İncir ve ceviz…
“Yarın sana yeniden bakacağım”
Ve bu çeşitliliklerde zenginleştiriyor 🌺
Bitkiler ne kadar zengin düşünmenizi sağlıyor değil mi?
Kesinlikle. Bu zenginlik de çeşitliliklerinden kaynaklanıyor olsa gerek. Her birinde apayrı bir detay ve farklı bir fayda var. Kimisi var renkleri canlı, kimisi var daha soluk. Bazısı var tatlı bazısı var acı… Çeşit çeşit ve her biri benzersiz…
Karadut yazısı geldi aklıma, karadutun lekesinin kendi yapraklarıyla temizlenmesinden problem-çözüm ün aslında yan yana olduğuna varılmıştı. İyi bir gözlemle doğadan alacağımız deneyimler, aralanan kapılar eminim öyle çoktur ki
Üzümü araştırmıştım geçmişte ve o zamandan sonra üzüm bir meyveden çok daha fazlası olduğunu fark etmiştim.
Bu yazıyı okuduktan sonra üzüme yeniden bakmalıyım…
Her insanın hayata bakış açısı birbirinden farklı. İnsan bu farklılıkları kabul ettiğinde değişip, gelişebiliyor.
Evet ve bu farklılıkları zenginlik olarak gördüğünde 😉
Yazıyı okuyunca farklı bakış açılarıyla aynı şeyin ne kadar farklı değerlendirilebileceğini anladım. Herkes kendi penceresinden bakıyor. Fakat değerli olanın değeri hiç değişmiyor. İncirin verdiği inanılmaz fayda ve lezzet👌🏻
Harika bir farkındalık yolculuğu olmuş. İncir aynı incir ama Ahmet’in zihninde beş farklı dünyaya kapı açıyor. Babasının teknik bilgisi, dedesinin emeği, işçinin hesabı ve arkadaşının reddedişi…. Aslında hayat tam da bu; biz dışarıdaki dünyaya değil, zihnimizdeki filtrelerden süzülen yansımalara bakıyoruz. Ahmet’in akşam ulaştığı o ‘İncir değişmiyor, insanların bakışları değişiyor’ tespiti, hepimiz için bir rehber niteliğinde.
aslında olaylar nötr tepkiler farklı farklı . farklılıklar zenginlikler hayatı incir gibi tatlandırıyor .
İncir gerçekten bambaşka bir mucize kaynağı. Diğer meyve ağaçları çiçek açtıktan sonra meyve verir. İncir ise çiçek açmadan direk meyve verir. Dal kırıldığı zaman akan sıvı dalın iyileşmesini sağlıyor. Tıpkı her canlı da olduğu gibi. İçindeki çekirdekler ise çoğunluğu temsil ediyor. Disardan bakıldığında tek detaya iyiliğinden birlik olmayı gösteriyor. Acaba başka hangi mucizeleri barındırıyor?
Herkes aynı şeye bakıyor. Bazısı seviyor, bazısı sevmiyor, bazısı ondan menfaatine bakıyor, bazısı anılarını görüyor. Aslında bakılan şey aynı… O zaman sevgi de nefrette kişinin kendisi ile ilgili. Sevdiğim veya nefret ettiğim her neyse ona yüklediğim anlam ile ilgili. Yazıya bakınca çocuklar bazı yemekleri “sevmiyorum” diyorlar ya…. Onlara bu yazıdaki sorarak neden İNCİR’ e (veya her neyse) ona böyle bir anlam yüklediğini sormalı…
İncir zaten hayret vericiydi. Şimdi bambaşka bir boyuta taşındı. Hiç böyle bakmamıştım. İncirin kurutulmuşunun içindeki ceviz geldi aklıma. Ceviz ağacı ile ilgilide köylerde dolanan söylentiler vardır. İncir ağacı ilede ilgili. Kim bilir belki incir ve cevizin uyumu başka bir kapıyı aralar 🙂
Değişen ağaç değil bakan göz, yorumlayqn zihindi. İnsanların, yaşadığı her olayda, baktığı her insanda ve eşyada da böyle değil mi aslında? Aynı olayı farklı yorumlamıyor mu insanlar? Anlaşmazlıkların sebebi de bu olabilir mi?
Evet incir aynı incir ama bakanlar farklı pencerelerden bakıyor.
Aynı şeye bakan farklı kişilerden farklı dersler… Hayattaki farklılıklarımızın ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha hatırlattı bu yazı
Ne büyük zenginlik değil mi? Peki insan neden zorlanır farklılıklarda?
Bir incirden onlarca farklı hikaye çıkabiliyor. Bir gün yüzümüzde gülümsemeye sebep olan şey başka bir gün yüzümüzdeki gülümsemeyi alabiliyor. Oysa incir aynı incir, bakan göz aynı göz. Nasıl oluyor da bu kadar çok farklı his ortaya çıkıyor? Aslında insan nasıl bakıyorsa öyle görüyor ve hayatta karşılaştıklarımız gören gözlere her gün yeni bir şey anlatıyor 🙂
Bazen bir bitkiye, bazen bir eşyaya, bazen de bir insana baktığında insan, bambaşka bir şeyi görüyor ya da duyuyor. Yeni tanıştığımız bir insanın kimi güleryüzünü görüyor, kimi cimriliğine dikkat çekiyor, kimisini hızlı de hareketleri rahatsız ediyor. Ve bu farklılıkları bilmek insana çok başka pencereden bakmayı sağlıyor.
Baktığımız aynı olsa bile, o bakılanda herkes kendi eksikliğini, ihtiyacını, aradığını ya da kendi cevabını seçiyor…
Herkesin aynı konuda anlaşamamasının sebebi farklı anlamlar yüklemesi olabilir mi?
Evet ve istiyoruz ki herkes bizim baktığımız yerden baksın…
En çok yanıldığımız yerde burası değilmi! İnsan tek yönlü düşündükçe sığlaşıyor. Çok yönlü düşünebilmek insanın kendine olan bakış açısınada katkı sağlıyor. Kendini birçok yönüyle değerlendirebiliyor….
İncirin içindeki her bir tane, her ısırışta çıtırtılı bir lezzet sunar.Her bakış açısıda insana bambaşka pencereler açıyor zihinde.İnsanın verdiği anlam değişince her şey değişiyor.
Yaşadıklarımız, şu anda yapıp ettiklerimiz, gelecek hedeflerimiz hepsi bize ayrı ayrı bakış açıları kazandırıyo
Ahmet’in akşam düşündüğü yer çok etkileyiciydi. İnsan biraz durup kendi bakışını da sorguluyor. Ben neye nasıl bakıyorum diye düşündüm.
Ellerinize sağlık, çok sade ama anlamlı bir yazı olmuş. Böyle yazılar insanı hem dinlendiriyor hem düşündürüyor.
Her insan ihtiyacına merakına göre bakmıştı incire… ve yaşadıklarına…
Doğanın öğreticiliği ve insanın merakı birleşince ne güzel dersler çıkıyor doğadan da 🙂
Aslında doğa, insanın her alanda yapacağı hamlelerle ilgili bir örnek-strateji veriyor. Görebilmek çok kıymetli…
Buradaki aslı Neşe’le incir mi?
Yoksa bizim bakış açımız mı?
İnsanlar olaylara kendi yükledikleri anlamlarla mı bakıyorlar?…
Ahmet’in yarın yeniden sana bakacağım demese beni çok etkiledi. İ bir şeye birçok insan bakıyor ama hepsi farklı bakıyor birine göre anne birine göre eş birine göre arkadaş birine göre evlat. Farklı bakışlar farklı görevler. Yani Ahmet burada çok zengin bakmış. Ben de böyle her baktığım şeye zengin bakmak istiyorum.
Ahmet’in bunu yarın tekrar düşüneceğim demesi beni etkiledi . Bir şeye bakıyorsun ama bir avizenin taşı gibi farklı farklı pencereler açılıyor ne kadar güzel her bir pencere sana bir zenginlik katıyor.
Ağzımızdan çıkan sözler o şeye hangi gözle baktığımızla ilgiliymiş meğer. Gözden söze 🙂↔️
Kimi için bir meyveden ibaret olan kimi için bir para kaynağı, kimi için çocukluk anısı, kimi için karın ağrısı…
“Altının değerinden sarraf anlar” sözünü aklıma getirdi. Ondaki detaya hakim olan değerini bilir hale gelir.
Her bir insan için incir bile farklı anlamlar ifade ederken, kişiler olaylar nasıl farklı anlamlar ifade etmesin. Detayda kişilerin verdikleri tepkiler her biri içinde farklı anlam ifade ederken, farklı zamanlarda o tepkilerin anlamları, farklı mekanlarda o tepkilerin anlamları, farklı yaşlarda aynı kişilerde o tepkilerin anlamları yine farklı olabilir. Daha nerelere nerelere gider bu anlam yüklemek ahvalleri📝🎯. İsabet edenleri etmeyenleri..
Aynı şeye bakıyoruz ancak hepimiz farklı şeyler görüyoruz. Sanki insan gözü ile değil de ihtiyacı ile algılıyor gibi 🙂 Hepimiz, kendi içimizde ne arıyorsak, neye ihtiyacımız varsa onu buluyoruz aslında.
Emegınızd saglık
Tabiat okumasını bilen gözler için bir kitap gibidir.
Küçükken parmaklarım ve ağzım yara olana kadar ağaçtan koparıp koparıp yediğim incirler geldi aklıma… Bir incire bakıp farklı hepimiz şeyler görebiliyoruz, anlayabiliyoruz. Doğaya biraz daha alıcı gözle baksak daha neler neler göreceğiz kim bilir…
Ne kadar guzel bir yazi
Kaleminize sağlık…
Belki de incirin kendi yarasını sardığı gibi insanın da kendi yarasının ilacı yine kendisidir…
Algılama çeşitliliği
Herkes bakar herkes farklı görür
Hayata baktığında herşey fayda üzerine olması ne büyük mücize
Ve ne kadar umut verici:)
Kusursuz olan dogaya zihinsel engellerimizle baktigimiz icin hayatimiza sunulan nimetlerin yeterince farkina varamadik. Tum kainat hayati verenin mucizeleri ile dolup tasiyor…
Baktigimiz hersey de gorulmesi gereken mesajlar var. Gorerek bakmak umidi ile…
İnsanların bakış açıları aynı olay ve objede bile farklı. Bu farklılıkları farketmek ve anlamak da bir o kadar heyecan verici;)
İnsanlara bir şey anlatırken kendimiz gibi anladıklarını anlayıp inadına gıcıklığına yapıyor zannedebiliyoruz. Ama herkes filtreleriyle çok farklı anlayabiliyor
Çok güzel bir yazı olmuş. Emeğinize sağlık.
Farklılıklar zenginliktir, farkedebilirse insan.
O sadece bir meyve idi…
Ancak herkesin içinde bambaşka anlamlara vardı.
Bunun sebebi ne olabilirdi?
Farklı deneyimler, farklı yaşanmışlıklar, farklı kodlamalar, farklı anlamlandırmalar…
Ne tuhaf…
Bir incir insana ne kadar farklı şeyler anlatır…
Bu zamana kadar baktığımız her şeye yeniden farklı bir bakış açısıyla bakmak lazım… 🙂
İncir aynı incir; ama her bakan farklı bir şey görüyor. İncir kimisi için çok olumlu kimisi için olumsuz şeyler ifade ediyor. tıpkı insanlar, olaylar gibi. Herkes farklı bir yönünü görüyor, aynı olaya farklı anlamlar yüklüyor. acaba insanların aynı olaya farklı anlamlar yüklemesinin sebebi ne olabilir?
Her baktığında farklı detayları görmek… bunun içinde insanın merakını doğru yere yerleştirmesi gerekiyor… Kaleminize sağlık 🌸
Başta birileri için küçücük bir detay gibi görünse de içinde kocaman bir dünya barındırıyor. Doğanın her parçası böyle değil mi. Ne çıkarımlara vesile oluyor bir incir…
Demekki hayatta herşey nötr. İnsanların tepkileri farklı . Herkes farklı algılıyor ise insan artık niye tartışsın ki🫠
Çok teşekkürler
Yaşadığımız olaylarda da böyle, bize acı veren olayın kendisi değil, ona yüklediğimiz anlam değil mi? Ateş düştüğü yeri yakar diyoruz, aynı ateş başkası için “oh beni ısıttı” olabiliyor, bir başkasına ise güzel bir manzara… O zaman kişilere, olaylara, nesnelere… yüklediğimiz anlamlara mı bakmalı?
ona bakan gözün birikimiyle nasıl yeniden inşa edildiği…
Bir incir aynı zamanda ne kadar çok alanda fayda veriyor. Hem ticaretine, hem ilişkilerine, hem insanın kendine farklı bir açılım sağlıyor. Yeter ki tanımak için çaba gösterelim🥹
Her gözden farklı sözler çıkıyor . Hayatımızda küçücük birşeyin bile nerden baktığımıza bağlı olarak bütün anlamları değişebiliyor ve artı anlamlar ekleniyor. Bence bize Hayatımızın ne kadar anlamlı olduğunu gösteriyor . Burda verilen örnek incir ve bu incir gibi hayatımızda bir sürü unsur var . Bizim için önemli olmasa bile onu önemli gören kişiler illaki var . Önemli olan nerden bakabildiğimizdir.
Aynı ürün, farklı bakış açısı…
İnsanın ihtiyacı neyse verdiği önem de değişiyor olabilir mi?
Aynı görüntü, farklı anlamlar… Demek ki mesele sadece bakmak değil, gerçekten görebilmekte. Gözlerimiz görür, ama anlamı kalbimiz verir.
merhabalar bazende farklı anlamlar değil aynı gerçeği farklı yollardan anlatmak kıymetlendirmek oluyor hayatı
İncir değişmiyor, bakış değişiyor.
Mesele ne gördüğün değil, nasıl baktığın.👏🏻
Bakmayı bilirsek etrafımızdaki herşey ne çok mesaj veriyor bize…
Bir incir hikayesi, herkese göre baştan yazılan…. Elinize sağlık…
Ellerinize sağlık. İnsan nasıl bakarsa öyle anlatıyor. Bir incir insanlarda farklı farklı duygular uyandırmış.
Güzel bakan, güzel konuşuyormuş.
👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻
Gerçekten insana bir bakışın ne kadar çok yönü olduğunun farkındalığını veren güzel bir makale olmuş
Gönlüne sağlık🤍
Aynı manzaraya baksak da hepimiz aynı şeyi görmeyiz. Çünkü insan çoğu zaman gözleriyle değil, içindeki ihtiyaçlarla bakar hayata. Bir incir ağacına bile herkes kendi ihtiyacı kadar anlam yükler. Kimi gölge görür, kimi meyve, kimi sadece bir ağaç…
Aslında gördüğümüz şey çoğu zaman dışarıda değil; içimizde aradığımızın bir yansımasıdır. İnsan, kalbinde neyi taşıyorsa dünyada da en çok onu görür.
Bakarsın göremezsin ama bilirsen görürsün. Bilmek insanın görmesine vesile oluyor ve bakış açın değişiyor.
Hayatımızdaki farkındalıkları fark etmenin güzelliği hikayede güzel aktarılmış. Doğanın bize verdiği işaretler farkındalıklarımızı net görmemizi sağlar.
Ne kadar güzel bir yazıymış. Biz de hayatımızda aynı olaya farklı farklı bakış açılarıyla yorumluyoruz. Herkesin deneyimi, herkesin duygusu bambaşka…
“Her insan bir dünya”
İnsanlar;farklı,çeşit çeşit,hisler,duygular,bakışlar barındırıyo.
Bu da kendi fikrini,zihniyetini gösteriyo.
Bir insan için incir,sağlıklı, faydalı,lezzetli,iyi ve anlamlı hatıralarla dolu olurken,bir başkası için faydasız ve sevilmeyen bir şey olabiliyor.
Bir meyve için bile bu kadar çeşitli çıkarım ve düşünce varsa…
Bu öykü şunu anımsattı bana;bu dünyada bizim bir meyveden bir hayvandan kendi hayatımızda göreceğimiz çok şey varmış.Bir incir meyvesi bile aşkında bilinç verip düşündüğümüzde nelere kadir iken bunu var edeni düşünüp onun anlamaya çalışmak bize neler neler katar…
Gözden söz’e …
Hepimiz bu dünyada neyi algılarsak onu aktarırız.
algıladığımızı gerçek sanırız, oysa herkesin algısı gibi gerçeği de farklı olabiliyor. Eskiden benim gibi düşünmeyenlere hayret eder hatta bazen kızardım. Artık anlıyorum ki aynı yere baksak ta, aynı şeyi görsek te algılarımız,düşüncelerimiz, bakışımızdaki niyetimiz farklı, örneğin: biri benim için çok iyiyken, bir başkası için çok kötü biri olarak görülebiliyor. Tıpkı hikâyede ki incir gibi..
Yazıyı tekrar okuyunca, aklıma kendimizi başkalarının gözünden değerlendirip birde takılıp kalırsak ne kadar yanılgıya düşebiliriz değil mi?
Çünkü herkes kendi bakış açısıyla değerlendiriyor, tüm yönlerimizle değil…
aynı olaylar farklı bakışlar . insan keşke düşünseydi detayda neden birbirimizden farklıyız. işte bu sebeple her farklı bakış farklı deneyim. farklılıkları farkettiğimiz deneyimleri cebimize doldurduğumuz bir yaşantımız olur umarım
Bi düşündümde… iyiki farklıyız 🙂
İyiki bakış açımızda farklı. Olmadığını düşünelim… İnsanlar birbirinden öğrenemezdi, birbirini tamamlaması mümkün olmazdı… Dolayısıyla gelişmede olmazdı… İyiki 🙂
Aynı olay farklı bakış açıları
Emeğinize sağlık
Okurken kokusuna kadar aldım. Yazanın ellerine sağlık🤍
Dalından kopunca akan sütü İncirin kendini iyileştirme biçimi olması dikkatimi çekti. Aynı insan gibi….
İnsanın bir yeri kesildiğinde oraya yoğunlaşan kan gibi…
Belli bir süre akıyor ve kendini onarıyor.Ve İncirin sütü kendi içinde şifayken ,insanın tenine değdiğinde yakıp kaşındırıyor.
İncire ve zeytine and olsun 🙂
Doğa bize ne güzel bir farkındalık sunuyor… 🦋🌱