
Az Çoktan Fazladır
Bilginin Tozundan Kurtulmak
Kitaplığın üst rafına doğru uzandı. Güneş ışıkları raflara dik bir açıyla vuruyordu. Kitapların sırtına parmak uçlarıyla yavaşça dokundu. Raftan gelen kuru bir gıcırtı duydu. Kırmızı kitabı kendine doğru yavaşça çekti. Sayfalardan odaya hemen gri tozlar yayılmıştı. Tozlar güneş ışığında sessizce dans ediyordu. Burnuna eski kâğıtların o bilindik kokusu geldi. Eşi mutfaktan ona doğru yüksek sesle seslendi. Orada tam olarak ne aradığını soruyordu. Aradığı şey aslında bir iletişim kitabıydı. Rafta bu konuda tam beş kitap vardı. Kırmızı kitabın kapağını yavaşça ve merakla açtı. İlk sayfadaki o eski tarihe gözü takıldı. Kitabı tam üç yıl önce heyecanla almıştı. Sayfalar henüz bembeyaz ve lekesiz duruyordu. Arasına koyduğu ayraç ise hiç ilerlememişti.
Eşi elindekileri bırakıp mutfaktan yanına gelip sessizce kitaba baktı. Okuyup okumadığını merak ederek nazikçe sordu. Bir an sessizce tozlu rafa baktı. Kitaba sadece büyük bir heyecanla başlamıştı. Kitaplıktaki otuz kitabı birden dikkatle inceledi. Hepsi yarım kalmış birer yolculuk gibiydi. Çoğu başarı ve kişisel gelişim üzerineydi. Zihni teorik bilgilerle çok doluydu. Ancak hayatı hâlâ aynı yerinde duruyordu. Hiçbir bilgi hayatına tam olarak işlememişti. Bilgi dağının altında çok yorulmuştu. Her yeni kitap yeni bir umut demekti. Kitaplar okunuyordu ama eylem olmayınca umutlar çabuk sönüyordu. Zihnindeki bu kalabalık düşünceler onu nefessiz bıraktı.
Bilgi Dağının Altında Ezilmek
Geçen yıl gittiği tüm eğitimleri düşündü. Sekiz farklı kursa büyük umutlarla katılmıştı; motivasyon, liderlik dersleri... Her seferinde onlarca kalın defter doldurdu. Masasının üstü parlak sertifikalarla dolup taşmıştı. Ancak sorunları hâlâ kapıda bekliyordu. Eşiyle olan iletişimi bir türlü düzelmiyordu. Çocuklarına karşı sabrı her geçen gün azalıyordu. Bilgi çoktu ama etkisi maalesef yoktu. Miktar arttıkça bilginin tesiri tamamen kaybolmuştu. Çok öğrenmek meğer her şeyi çözmüyordu. Bilgiyi sindirmek için zamana ihtiyaç vardı. Durup derin bir nefes alırken ablasının sözlerini hatırladı.
Bir Tohumun Sessiz ve Derin Gücü
Ablasının ona çok değerli bir tavsiyesi vardı. "Az az öğren ama doğruyu iyi öğren" derdi. Bir şeyi sadece duymak asla yetmiyordu. Onu derhal hayata geçirmek gerekiyordu. Sindirmeden yeni bilgiye geçmek büyük hataydı. Bu fikir zihninde yeni bir kapı açtı. Tarlaya binlerce tohum ekmek tamamen verimsizdi. Tohumlar birbirinin güneşini ve suyunu keserdi. Az tohum ekip iyi bakmak lazımdı. Bu yüzden yaşamda da kıvam önemliydi.
Akşam eşinin şaşkın bakışları altında yerinden kalktı. Kitaplığındaki otuz kitabı aşağıya hemen indirdi. İçlerinden sadece üç tane kitap seçti. Bu yıl sadece onları derinlemesine okuyacaktı. Okuduğu her cümleyi hayatına mutlaka geçirmeye çalışacaktı. Uygulanan her gerçek bilgi bir şifaydı. Eğitimler için de aynı şekilde ilerlemeye karar verdi. Takvimindeki gereksiz tüm notları tek tek sildi. Zihnindeki kalabalığı kapının dışına yavaşça koydu. Kalabalığın bugüne kadar kimseye faydası olmamıştı. Fayda vermeyen şeyi hayatında artık istemiyordu, bunların kendisine yük olduğunun farkındaydı.
Kırmızı kapaklı kitap avucunda güvenle duruyordu artık. Her gün sadece beş sayfa okuyor, akşamları öğrendiklerini evde deniyordu. Eşiyle bu yeni deneyimleri huzurla paylaşmak ikisine de iyi geliyordu. Bir aydır bu sade yolu yürüyordu. Yaşamı sessizce ama derinden değişmeye başlamıştı. Koca bir denizi yutmaya asla çalışmıyordu. Suyu yudum yudum tadında içiyordu. Artık bilginin tozu ruhunu boğmuyordu. Bilginin ağırlığı gitmiş, yerini dingin bir hafifliğe bırakmıştı. Bilgi artık bir yük değil, onu yukarılara taşıyan bir kanattı sanki.
Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.
İlk tepkiyi sen bırak.
Yorumlar (50)
Havva Ağırdil dedi ki
7 Nisan 2026Okurken kendimi satırların arasında hissettim. Çok anlamlı gerçekten. Hayatımızda doyumsuzluğumuz bilgi de kendini gösteriyor.her şeyi öğrenmek istiyoruz. Öğrenme sonrası uygulama gelirse öğrenmenin anlamı oluyor. Buna da başlarken azar azar başlayacağız. az çoktan daha bereketliymiş .
Havva Ağırdil dedi ki
7 Nisan 2026Az çoktan fazlaysa , ne dersiniz yapmak istediğimiz her şeye azdan başlayalım mı?
Büşra dedi ki
9 Nisan 2026ufak ufak ama sağlam başlasak ama insan işte kolay görünse de azdan başlamakta zorlanıyor
Sude dedi ki
26 Nisan 2026Mesela herkes spor yapması gerektiğini bilir ama başlamak zor gelir:) Günde 15 dk yürüyerek başlasak nasıl olur?
E.E. dedi ki
7 Nisan 2026Faydalı şeyleri yiyip vitamin almak gibi bilgiyi sindirmek ve faydasını görmek. İnsan çok yediğinde obez oluyor. Çok okuyunca da sindiremeyip bilgi obezi olabilir mi? Bildiğini uygulanmadığı sürece bilginin faydasını alabilir mi?
Esra dedi ki
26 Nisan 2026Bilgi obezi çok doğru bir tanım özellikle de yaşadığımız çağda. Bilgiye ulaşmak o kadar kolay ki…
Büşra dedi ki
7 Nisan 2026Sade, minimal yaşamın sırrı belki de bu. Az ama etkili olması. Okunulan bilginin hayatımızda etkili olması gibi. Sahip olduklarımızı düşünürsek miktar olarak fazla ama yararını göremediğimiz başka ne olabilir?
Esra U. dedi ki
7 Nisan 2026Yapacak çok şey var ama zaman yok…
Bu cümleyi ne kadar çok duyuyoruz veya kendimiz söylüyoruz değil mi…
Yudum yudum tadında içtiğimizde aslında hiç bir şeyin o kadar da zor olmadığınız göreceğiz..
Su gibi içi ferahlatan bir yazı. Teşekkürler 🌸Sümeyra K dedi ki
7 Nisan 2026İnsan bir çok şeyi aynı anda hayatına sokmaya çalışıyor. Her duyduğunu hemen hayatına almaya , bilmedikleirni de bir anda bilip öğrenmeye çalışıyor... oysa hayatta herşey yavaş ilerler ve azar azar:)
Bir ağaç bir anda büyüyüp meyve vermez. Kıştan bir günde yaza geçmez mevsimler. Herşeyde bir geçiş varken bilgide neden olmasın?
İnsan 10 lt suyu başından ağacı tek seferde dökse temiz yıkanabilir mi? Ama yavaş yavaş dökse? Bilgiyide az az alıp sindirmek, uygulamak ne kadar kıymetli:)))Büşra dedi ki
19 Nisan 2026Ne güzel benzetmeler olmuş. Mevsimlerin yumuşak geçişi gibi bir bilgiyi duyduğumuzda yumuşak yumuşak sindirerek hayatımıza alıp uyguladığımızda gerçekten o bilginin bize katkısı oluyor
Esra dedi ki
26 Nisan 2026Tıpkı su içmenin faydalı olması ama günde 10 lt içmenin böbreklerimize zarar vermesi gibi değil mi?
Esra dedi ki
7 Nisan 2026bir tavsiyeyi hatırlattı bu yazı: Çok çeşitli okumalar yapmak yerine az sayıdaki nitelikli kitabı tekrar tekrar oku.
Z. K. dedi ki
7 Nisan 2026Önemli olanın bir şeyin çok fazla olması değil, ne kadar hayatımıza alıp uyguluyor olmamız çok güzel anlatılmış.
zehra bayraktar dedi ki
7 Nisan 2026merhabalar ne güzel demişsiniz suyu yudum içmek nasıl insanın susuzluğunu gideriyorsa gerçekleride yavaş yavaş ama sürekli almak insana bambaşka bir dünya sunuyor. yaşanılası mutlu olunası ve paylaşılası bir dünya. ne güzel bir strateji olmuş koca denizi yutmaya asla çalışmamak. yudmlayamayana asla deniz verilmez .. devamını bekliyoruz :)
Tuba dedi ki
7 Nisan 2026Her gün sadece beş sayfa okuyor, akşamları öğrendiklerini evde deniyordu. Derken aslında az da olsa sürekli olan ve ise yarayan ne varsa onu hayatına al denemeleri hepimize lazım. Ama hepimize lazım gerçekten.
Gözde Hilal dedi ki
7 Nisan 2026Az az ama sürekli ve iyi bir şekilde öğrenmek... Bunu bir tohumda görebilmek ne güzel bir detay. Acaba insan takvimindeki gereksiz notları silmek gibi başka neler yapabilir?
Rayise Aslan dedi ki
7 Nisan 2026Bilgiyi nasıl kullanabilirim diye kendinize sordunuz mu?
D.G dedi ki
7 Nisan 2026Keşke öğrenme azmimiz kadar hayata geçirme azmimizde olsaydı. Halbuki azda olsa bildiğimizi hayatımıza geçirip sonra yeni bir bilgiye kapıları açabilsek….
Sümeyra dedi ki
7 Nisan 2026Yaşananlar hep tanıdık geliyor..
Çok etkileyici ve güzel bir yazı olmuş ellerinize sağlık..TUĞÇE ŞİNİK dedi ki
8 Nisan 2026Bazen sayfalarca okursun ama 1 satır seni çok etkiler ve hemen hayatına alırsın.Sade ve anlaşılır yazıları bende çok severim.
Sözlem G. dedi ki
8 Nisan 2026İndanoğlu şu kilit bilgi ile hayatının tamamını sürdürebilse belki de mutluluğun peşinden koşmazdı. Zaten mutluluğun anahtarını bulmuş olurdu :)
Durdane Yamali dedi ki
8 Nisan 2026Hayatlarımız ve yaşamlarımız sorunlarımız ne çok birbirine benziyor. Öğrendiklerimizi uygulayabilmek dileğiyle, kaleminize sağlık🌷
Cemile dedi ki
8 Nisan 2026Ellerinize sağlık. İnsanlar okumak için bir sürü kitap alıyor. Vakit bulup okuyamadıkça da hayıflanıyor.
Tek tek alıp, üzerine düşündükçe, hayata geçtikçe o kitaplar unutulmaz oluyor. Hayata geçmeyen ise “ ben bunu bir yerde okumuştum. Hangi kitaptı hatırlamıyorum “ cümleleriyle hatırlanmaya çalışılıyor.Zehra ALAY dedi ki
9 Nisan 2026İnsan kendisine söylenenleri değil bizzat kendi deneyimlediği bilgi hayatına gecirebiliyor.
Busenur dedi ki
9 Nisan 2026İnsan duyduğunu bildiğini zannediyor. Bilginin bu kadar erişilebilir olduğu çağda bu kadar bilgi-siz olmamızın sebeplerindendir belki de...
Candan Ebrar CAMBAZ dedi ki
9 Nisan 2026Az az öğren ama doğruyu iyi öğren”
Esra U. dedi ki
11 Nisan 2026Gün içersinde bir çok bilgi ediniyoruz ama ne kadarı doğru acaba?
Sevgili yazarın da yazdığı gibi, çok öğrenmektense az öğren ama doğruyu iyi öğren.
Teşekkürler sevgili yazar 🌸
Fatma dedi ki
9 Nisan 2026Cok doğru az ama manalı
Meryem dedi ki
9 Nisan 2026Duymak ayrı hakediş, anlamak ayrı. İdrak ayrı uygulamak ayrı ne güzel anlatılmış
Özgül dedi ki
9 Nisan 2026Harika bir yazı olmuş kitap okumaya teşfik etmeyi başardı
esma üstün dedi ki
9 Nisan 2026Hayattan kısa bir özet.devamlılığının öneminin çok net bir şekilde özetlemiş.hayatımızın her aşamasında bu kural geçerli olmalı bence.az ve öz olmalı devamlılık önemli.en önemliside bilgiyi hayatın içine yerleştirebilmek idrar edebilmek...
Gaye Alkan dedi ki
9 Nisan 2026Çok başarılı bir yazı olmuş👍
Elif dedi ki
9 Nisan 2026Kaleminize sağlık
Hazal dedi ki
9 Nisan 2026Gittiği ülkelerin sayılarını tutan bir gezginle karşılaşmıştım, bir yere gidip he burası da böyleymiş diyip gidivermişlerdi oradan. Nasıl yani şimdi burayı görmüş mü oldunuz diye şaşırıp kalmıştım. Çok gezen mi bilir çok okuyan mı bilir diye sorduklarında bir büyüğüm “Baktığını gören bilir, okuduğunu anlayan bilir” demişti. Gören ve anlayanlardan olmamız dileklerimle…
Sude dedi ki
26 Nisan 2026Ne güzel demiş hakikaten de öyle:)
D.G dedi ki
11 Nisan 2026Sadece şu bildiğimi uygulayabilseydim, dediğimiz ne var?
Belki ordan başlayabiliriz😉Kendi adıma; hedeflerime küçük adımlarla başlayarak ulaşabilirim diyebilirim…
Müge dedi ki
26 Nisan 2026Oysa çok olan gözümüze daha afilli geliyor değil mi ? Azı küçümsüyoruz.
Ayşe Aysel Çelik dedi ki
12 Nisan 2026"Bilgi dağının altında ezilmek"
Gerçekten şu zamanın en tehlikeli şeyi sanırım. Bildiğini zannedip daha da hareketsiz kalan insan...Ceyda dedi ki
19 Nisan 2026Bilgileri uygulamadıkça unutulmaya mahkum oluyor belli ki. Hem insana yük hem boşa geçen zaman demek.
Leyla dedi ki
26 Nisan 2026O yüzden ‘cehalet mutluluktur’ gibi komik söylemler dolaşıyor :)
Fatih dedi ki
12 Nisan 2026Profesörlerde çok bilir ama günün sonunda onlarda ölür...
Aysel. Ars dedi ki
12 Nisan 2026Az çoktan fazla dır...
Bazan küçük ve önemsiz miş gibi gördümüz şeyler aslında büyük bir değişimin yada büyük bir olayın habercisi olabiliryor. Kendini geliştirmek için İstikrar lı olmak önemli.. Hayatımızın her alanında uygulayabileceğimiz bir kural, Az az, yavaş yavaş, hangi yönümüzü veya hayatımızda ki hangi noktayı değiştirmek istiyorsak, sindire sindire ilerlemek gerekir. Aslında kendi hayatımıza dönüp baktiğimizda o kadar çok örnek bulabiliriz ki.. Emeğinize sağlık teşekkürler güzel yazınız için.Hatice Y dedi ki
15 Nisan 2026Kaleminize sağlık ..
Gerçekten bilginin tozundan kurtulmak olmuş...Tülay dedi ki
15 Nisan 2026Az az öğrenip hayatımızda uygulamak. Uygulamadığımız bilgi bize yük olur. Hikaye tam da yaşantımızın kendisi...
Ç.E dedi ki
16 Nisan 2026Bir bilgiyi duyunca oluyor mu?
Bilgi yolculuk mu yapmalıydı?Ceyda dedi ki
19 Nisan 2026Her konuda azın bereketini düşünmeli değil mi insan?
Gözde Hilal Öçalan dedi ki
21 Nisan 2026Kesinlikle düşünmeli, her gün ama az az…
Sürekli olarak ve başlatılan her konuda…
Adım adım ama durmadan, her zaman ilerlemeye devam ederek…Leyla dedi ki
26 Nisan 2026Evet soyutta ve somutta bakacak olursak ne çok yer var değil mi hayatımızda bereketi ıskaladığımız?
Müge dedi ki
26 Nisan 2026Mimaride “less is more” diye bir akım var. Onu hatırlattı bu güzel yazı. Sade olan, az olan aslında çoktur.
Emine Özeren dedi ki
1 Mayıs 2026İnsanlar genelde aza çok kıymet vermez rahmeti annem şöyle söylerdi beş kuruşu beğenmeyen adamın karısı beş kuruş eksik olduğu için hamamda kalmış.
Birikim yaparken de bilgi öğrenirken de az çok kıymetli.
